Peaky Fookin Blinders

Ve zamanı geldi... 5. sezonun yayına girmesine 2 gün kala (BBC'de) artık bu muhteşem dizi hakkında yazmanın zamanıdır.

1920'lerin İngiltere'sinde geçen bir suç draması "Peaky Blinders". II. Dünya Savaşı sonrasında yıkım, yokluk ve krizden çıkış yolları arayanlarla dolu Avrupa. İngiltere'nin ikinci büyük şehri Birmingham da işte bu yerlerden biri. Ve burada köklenmeye başlayan Shelby ailesi ve onların kanunsuz hayatları dizinin omurgasını oluşturuyor.


Yapımcı:      Steven Knight
Oyuncular Cillian Murphy,Helen McCrory, Paul Anderson, Sam Neill,  Sophie Rundle, Finn Cole, Anabelle Wallis, Aiden Gillen, Tom Hardy, Adrien Brody, Anya Taylor Joy, Sam Claflin

Suç / Drama   ·  5. sezon (31 bölüm)   ·    2013  ·   İngiltere

BAFTA dahil olmak üzere pek çok ödülü evine götürmüş dizinin başarısı kesinlikle tesadüf değil! Oyunculuktan müziklere her şey son derece doğru kurgulanmış ve  harcanan o emeği biz izleyici olarak dizinin her sahnesinde algılayabiliyoruz. (Bakınız: Hemen ilk bölüm, ilk sahneler)

Peki nedir bu dizinin sırrı? Haydi bakalım

Senaryo:

Hikayeyi kaleme alan kişi Steven Knight. 
1800'lü yılların sonunda yaşadığı söylenen "Peaky Blinders"lar hakkında çevreden ve akrabalarından çok şey duymuş. Her ne kadar suçları çok daha ufak olsa da Shelby ailesinin yaratılmasına kaynak olmuşlar. Dizinin adı ise bu çetenin üyelerinin giydiği kasketlerin içine gizlenen ve karşıdakini kör edebilen jiletlerden geliyor.

Knight'ın senaryosundaki en büyük başarısı - bana göre- gerçek üstü bir dönem atmosferi yaratması. Birmingham'ın o karanlık, dumana kaplı, kasvetli sokaklarını sanki bir distopik dünya etkisiyle sunuyor. Sokakların klostrofobik, insanı boğan etkisini karakterlerde fazlasıyla görüyoruz. Ayrıca "Mad Men"le birlikte sigara ve içkinin en çok göründüğü dizi olabilir - ki bu gayet anlaşılabilir bir durum.

Ve bir diğer ayrıntı karakterlerin dönemin sokak ağzını ve aksanlarını çok iyi yansıtması. Knight, o dönemde kullanılan aksanlara mümkün olduğunca yakın olmaya çalıştıklarını söylüyor. O yüzden diziyi İngilizce izlemeyi planlıyorsanız alt yazı ihtiyacınız olabilir. 


Oyunculuklar

Dizinin başarısındaki en büyük paylardan biri kuşkusuz oyuncu Cillan Murhpy'ye ait. Dizinin kilit karakteri Thomas Shelby'i canlandırıyor. Canlandırıyor demek belki yeterli değil, resmen o karakter oluyor. Yürüyüşü, duruşu hatta sadece bakışlarıyla bile rolünün ruhsal geçişlerini muazzam yansıtıyor. Zaten çok farklı rollerle dolu filmografisi Murphy'nin başarısının kanıtı.

Ve Shelby ailesinin diğer üyeleri... Çılgın Arthur Shelby'i oynayan Paul Anderson'ı izlemesi çok keyifli. Dizinin en eğlenceli (ve korkutucu) karakterlerinden birine hayat veriyor. Kadın karakter açığını ise güçlü teyze Polly'i oynayan Helen McCrory kapatıyor.  

Amansız polisimiz Sam Neill, karabatak gibi görünüp kaybolan (!) Tom Hardy ve Game of Thrones dizisinden Aiden Gillen kastın öne çıkan diğer isimlerinden.

Yeni sezonda ise Sam Claflin ve Anna Taylor Joy gibi kadroya yeni katılan oyuncuları izlemeye başlayacağız. Özellikle Claflin (gerçek hayattan alınmış) "faşist politikacı" Oswald Mosley rolü ile kendinden bir hayli nefret ettirecek gibi gözüküyor.


Toplumsal & Siyasi Arka Plan

"Peaky Blinders" ciddi anlamda dönemin siyasal etkilerine, tarihsel olaylarına da yer veriyor. Yasa dışı bahisler, içki ticareti, mafya kavramının yavaş yavaş filizlenmesi ve tabii buna göz yuman, rüşvet çarkları arasına sıkışmış kanun kuvvetleri. Buna bir de kendine tabanda yer bulmaya çalışan komünist işçi hareketine ekleyin. İşte dönemin o karanlık havası...

İrlanda Kurtuluş Ordusu IRA'nın kuruluş hikayesini izlemenin de kendi adıma çok keyifli olduğunu söylemeliyim. Özellikle  2. Dünya Savaşı dönemi ve sonrasında tük dünyayı etkileyen  toplumsal değişimler her daim ilgimi çekmiştir zaten.


david bowie, nick cave, radiohead
Müzikler

Ve gelelim müziklere... 

Dedim ya bu dizide hiçbir şey tesadüfe bırakılmamış. Her bir sahne için uzun uzun uygun şarkı aranmış. Ve sonunda da ortaya nefis müziklerle dolu bir soundtrack çıkmış. Bir dönem dizisi için günümüz müziklerini kullanmak ilk başta oldukça cesur gelse de olmuş mu? Olmuş, kesinlikle olmuş.

Hangi isimlerden bahsediyorum derseniz:
David Bowie, Nick Cave (her ikisi de müziklerinin dizide kullanılmasını özellikle istemişler), Radiohead, Tom Waits, Black Rebel Motorcycle Club, Arctic Monkeys, The White Stipes, PJ Harvey, The Kills ve yeni sezonda Ozzy Osbourne...

Daha fazla saymaya bünyem dayanmayacak! Nirvanaya ulaşmak garanti!



Fragmanda izlediğim kadarıyla 5. sezonda politika Shelby ailesinin merkezine oturacak gibi görünüyor. Ama hepimizi nefessiz bırakacak olansa Tommy'nin kendi şeytanları ile savaştığı sahneler olacak sanırım.

O zaman lafı daha fazla uzatmadan, sizi Cillian Murhpy'nin dinlemelere doyulamayan, o nefisss sesiyle baş başa bırakayım:



"There is God 
and 
there are the Peaky Blinders



We own the ropes
Who's gonna hang us now, eh?"


8 yorum :

  1. Dizi çok sevdiğim İngiltere yıllarında geciyor, kıyafetler, sokaklar, konuşma tarzı .. o yüzden seveceğimi tahmin ediyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dönem dizisi seviyorsan hiç düşünme başla derim

      Sil
  2. Ben bu diziye başladım ve neredeyse ilk sezonu bitirdim. Evet mekanlar ve kıyafetler oldukça etkileyici ama konu bana çok kısır geldiği için ara vermiştim. Kendi arasında kavga eden mafyalar, ve bu mafyalara kafa tutmaya çalışan yeni bir aile... Diğer yandan kaza ara ele geçirilen devlete ait silahlar... Bir de ben diziyi seslendirmeli izleyince tüm büyüsünü kaybetmişim sanırım... Yine de şu anda devam etme kararı aldım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında o klasik mafya dizilerinden biraz daha farklı, bol katmanlı bir dizi, en azından benim için diyeyim. Tabii sadece bunlar da değil. Karakterlerin işlenişi, sokaklara sinmiş o karanlık hava, müzikler... Çok fazla element var beni etkileyen.

      Belki bir sezon daha izlesen farklı düşünebilirsin.
      Bu arada evet, orijinal dilde izlemeni tavsiye ederim.

      Sil
  3. Blogger sağ olsun yorumumu yazamadan gönderdi. Tek ben mi yaşıyorum bu sorunu acaba 😪 Demek istediğim şuydu herkes beğenmiş izleyen ben de sevdim ama olay daha fazla olabilir gibi. Bir şey eksik gibi bana göre 😂Gerçi Thomas var ilerleyen bölümlerde dizi daha da güzelleşebilir belki. 😂😊

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bana göre tüm sezonlarda o standart tutturulmuş. Hatta pek çok dizide (yeterince) bulamadığım detaylardaki özen beni fazlasıyla mutlu etti.

      Bakalım son sezonda fikrin değişecek mi? Sevgiler

      Sil
  4. Dizinin sadece ilk sezonunu izledim ama bu bile hayranı olmama yetti. Ben en çok müziklerini sevdim. Daha önceki projelerinde itici bulduğum, hatta korktuğum Cillian Murhpy'e bu dizide hayran olmama da çok şaşırdım ama etkilenilmeyecek gibi değil Thomas Shelby :-)

    Sam Claflin'in kötü karakteri oynayacağını bilmiyordum. Onu hep sempatik bulmuşumdur. Bakalım kötü adam performansı nasıl olacak?

    Hep izlemediğim dizileri yazıyordun. Hepsine "İzleme listeme aldım." yazmaktan sıkılmıştım. Sonunda benim de izlediğim bir dizi yazdığın için mutluyum :-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Müzikleri, sinematografisi, oyunculukları, hikayesi... Son zamanların en başarılı dizilerinden biri bence.

      Cillian Murphy "oyuncu" tanımının birebir karşılığı. Kendini hiç tekrarlamayan, müthiş bir aktör. Claflin Oswold Mosley karakteri için bana biraz ağır tempo geldi. Biraz daha baskın bir karakter istiyor o rol sanki.

      Hahahah güzel denk gelmiş o zaman süper! :) Dizilerin hızına yetişemiyoruz

      Sil

Designed by OddThemes | Distributed by Gooyaabi Templates