Bu Yazıyı Paylaş

Top Menu

Leviathan | Paul Auster

Ne zamandır merak ettiğim "Leviathan", beni aynı zamanda Paul Auster'le tanıştıran roman. 

Aslında aklımda öncelikle "Timbuktu" ve "Cam Kent/New York Üçlemesi" kitaplarını okumak vardı ama yorumlarında "polisiye"kelimesini duyunca rotayı hemen bu kitaba çevirdim. Ama hikaye polisiyeden çok güçlü bir drama olarak çıktı karşıma.
2 ana karakteri var romanın: Benjamin Zachs ve Peter Aaron
Her ikisi de yazar, her ikisi de yazmaya delicesine tutkun, her ikisi de kendilerini, varlık amaçlarını arayan iki adam...

Birbirlerinin en yakın arkadaşı ama aynı zamanda birbirlerini en çok da kıskananları.

Hikayeyi Peter'ın ağzından dinliyoruz. Bize ilk gününden itibaren Zachs ile nasıl tanıştıklarını, arkadaş olduklarını, hayatlarının nasıl kopmamacasına birleştiğini anlatıyor. Bu hikayeyi anlatmasının bir sebebi var elbet. İşte o sebep de kitabın "polisiye" kısmını oluşturuyor.

 "Her şey birbirine bağlı, her öykü birbiriyle akışıyor, Bunu söylemek korkunç ama hepimiz bir araya getirenin ben olduğumu şimdi anlıyorum. Sachs kader ben de her şeyin başlangıç noktası durumundayım."
Çok kolay ve rahat okunacak şekilde yazmış Auster. Kitabın ilk satırından son satırına dek sizi yormayan bir üslup bu. Kimi zaman güldürüyor kimi zaman hüzünlendiriyor ama en çok da şaşırtıyor.

Çünkü "Leviathan"da tesadüfler gerçekten hikayenin düğüm noktalarını oluşturuyor. Belli ki yazarımız hayatta hiçbir şeyin tesadüf olmadığını düşünüyor.

Yan karakterler de hikayenin zenginleştirici öğeleri. Zachs'in karısı Fanny, Maria ve Lilian. İçlerinde ilgimi en çok çeken Maria oldu. Renk diyeti, garip oyunları ve tuhaf takıntıları ile okuması ilginç bir karakterdi.

 "Ömrümde hiçbir şeyden o denli emin olamamıştım. Önce düştüğümü fark ettim, ardından da öldüğümü. Öleceğimi anladım demek istemiyorum, ölmüş olduğumu hissettim."
Kitabın kapağını süsleyen Özgürlük Heykeli de hikayenin başında ve sonunda karşılaşacağımız bir arka plan karakteri. Ana karakterleri birbirine bağlayan köprü de diyebiliriz belki. 

2 erkeğin kendilerini arama, yaşam amaçlarını keşfetme, birbirleri ile olan hayranlık/kıskançlık duyguları ile mücadele etme hikayesini anlatan "Leviathan"ı çok seven okuyucular eminim vardır. Ama benim için "Leviathan" "çok" değil  "hoş" sıfatını aldı. Bundan daha çok seveceğim kitaplarını keşfetmeyi dört gözle bekliyorum. Özellikle "Timbuktu"dan umutluyum. 
Bakalım görelim...

Herkese şimdiden keyifli okumalar!


"Leviathan"
Yazar: Paul Auster
Çevirmen: Seçkin Selvi
2015 Can Yayınları, 224 sayfa

20 yorum :

  1. Paul Auster Kalp Ben :)
    Ben durumunu ancak böyle anlatabilirim
    Çok seviyorum çok

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet oldukça fazla hayranı var.
      Ben keşifteyim henüz :D

      Sil
  2. Çok ilginç bir kitaba benziyor ama. Konusu çok dikkatimi çekti.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım yazarın çoğu kitabı böyle.
      Ben en çok "Timbuktu" kitabını merak ediyorum.

      Sil
  3. Aster romanlarını okumayı çok seviyorum, bir de sonradan hatırlasam. İnsan hiçbirisini hatırlamaz mı yaaa?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :))
      Çok kitap okuyunca insanın kafasında kalmaması çok normal bence

      Sil
  4. Paul Auster'ten henüz hiç kitap okumadım. Bu kitabıda hep merak etmişimdir. Yazınızdan, yazar kitaplarına bu kitapla başlama istediği doğdu. Kitap tanıtım/değerlendirme yazınız için teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim.
      Bu roman da benim tanışma kitabım oldu.
      Diğerlerini de yavaş yavaş tamamlarım umarım.

      Sil
  5. Paul Auster merak ettiğim bir yazar. Leviathan kitabını duymamıştım, konusu ilgimi çekti. Diğer kitaplarını da inceleyeceğim ama bu kitabıyla başlayabilirim ben de ^_^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. En ünlü kitaplarından biriymiş. Ben de bloglarda çok rastlayınca merak etmiştim.
      Oldukça fazla takip edeni var Auster'in gördüğüm.

      Keyifli okumalar şimdiden :)

      Sil
  6. Kitap kapağındaki resmin bile bir bağlantısı var demek. Hayatta tesadüfe yer yok o zaman 😀

    YanıtlaSil
  7. Paul Auster'ın kitaplarını çok severim. Bu yaz 4321'i okudum. Bilirsiniz oldukça havaleli bir kitap ama yine de bitmesin istedim:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O son romanı yanlış bilmiyorsam değil mi?
      O zaman öne çekeyim. Bitmesin dediğimiz fazla kitaba rastlayamıyoruz çünkü.

      Sil
  8. Paul Auster'in kitaplarını çok seviyorum. Güzel bir yorum olmuş.
    Selamlarımla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ediyorum.
      Ben de keşfettikçe yeni kitapları umarım paylaşırım.

      Sevgiler

      Sil
  9. Paul Auster'ı ilk kez sizle tanıyorum. Polisiye kitaplarda pek okuyamadığım konulardan maalesef. Ama şaşırtıcı ve akıcı olarak tanımlamanız nedeniyle merak etmedim değil. Bir köşeye yazıyorum :)

    Teşekkür ederim güzel anlatıcı için.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Polisiye ile azıcık tatlandırılmış drama desem daha doğru olur bu kitap için.
      Ben de Auster'ı keşfetmeye yeni başladım. Bakalım daha neler neler bulacağım?!?

      Teşekkür ederim yorumunuz için. Keyifli okumalar şimdiden

      Sil
  10. Paul Auster'ı ben de hiç okumadım ama o kadar seviliyor ki mutlaka okumak istiyorum. Ben Yanılsamalar Kitabı, Görünmeyen ve Kış Günlüğü'nü okuma listeme almışım. Bu isimleri okuduğum bloglardan not almıştım. Belki sana da fikir verebilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten çok sevilen ve takip edilen bir isim.
      Ben de özellikle kitap blogları sayesinde tanıştım kendisiyle.

      Yanılsamalar Kitabı'nı duymuştum, diğerleriyle birlikte ekleyeyim listeye o zaman. Çok teşekkürler önerilerin için.

      Sil

Designed by OddThemes | Distributed by Gooyaabi Templates